Watergate’in gösterdiği: Bazı nesneler, onlardan uzaklaştıkça görülür…

Bir önceki yazıda, solcu gazetelerin karşı karşıya kaldıkları yapısal sınırlılıklardan bahsetmiştim. Bu kez, nesnel sınırlardan ziyade, öznel bir sınırlılıktan bahsedeceğim, yani çağdaş gazeteciliğin yabancılaştırıcı normlarından. Yabancılaştırıcı normlar[1], haber söylemine uygun metin hazırlama sürecinin yarattığı zaman baskısıyla birlikte şekillenir. Zaman baskısı altında ezilen, hiç farkında olmaksızın günlük rutinin içinde kaybolan gazeteci, hayatın çeşitliliğine karşı giderek daha fazla duyarsızlaşır. Haber nesnesine “fazla yakın” olmak, o nesneye ait kimi tuhaflıkların, dolayısıyla asıl haberin gözden kaçırılmasına neden olabilir. Dolayısıyla “uzaklaşmak” ya da mesafe önemlidir. Alternatif gazeteci bu yüzden, klasik haber nesnelerinden zaman zaman uzaklaşmalı, sürekli takip ettiği konuların dışında başka alanlara yönelerek günlük haberin yüzeyselliğini aşacak ölçüde derinleşmeli, deyim yerindeyse kendini yenilemelidir.

Bir keresinde, Ayşe İnal, Watergate skandalını ortaya çıkaranların, Pentagon muhabirleri ya da yılların gazetecileri olmadıklarını, Beyaz Saray’ın “3. derece hırsızlık vak’ası” olarak takdim ettiği olayı esaslı bir haber yapan “tuhaflıkları” genellikle o olaya belli bir “uzaklıktan” bakan kişilerin görebileceğini söylemişti. Bu çok çarpıcı bir örnekti ve sevgili hocamın buna benzer pek çok örneği gibi bunu da hiç unutmadım… “Uzaklığın” önemini daha iyi kavrayabilmek üzere bu örneğe biraz daha “yakından” bakalım[2].

17 Haziran 1972 günü sabah 8.30’da, 1877 yılında yayınlanmaya başlayan ve o dönemde ABD’de New York Times’ın yanında esamisi okunmayan Washington Post’un şehir editörüne Watergate binasının 6.  katında bir hırsızlık vakası olduğu bildirilir. Olayın ertesi günü, 36 yıllık polis muhabiri Alfred Lewis’in imzasıyla Washington Post’ta olay şu başlıkla yayımlanır: “Ofise dinleme cihazı yerleştirmeye çalışan 5 kişi yakalandı”

18june1972 watergate - wpost-contributers
Post’ta Watergate’le ilgili olarak çıkan Alfred Lewis imzalı ilk haberde Bernstein ve Woodward, habere katkı sunanlar olarak metnin sonunda belirtilmiş

Daha sonra, yakalananların, 24 Temmuz 1971’de Richard Nixon yönetiminde oluşturulan araştırma birimi “Beyaz Saray Tesisatçıları” (White House Plumbers) olduğu ve bunların, 6. Kattaki Demokrat Parti ofisine dinleme cihazı yerleştirmek amacıyla binaya girdikleri anlaşılacaktır. askeri uzman Daniel Elsberg’in Pentagon Belgeleri’ni New York Times’a sızdırması üzerine kurulan “tesisatçı” biriminin temel görevi, gizli belgelerin medyaya sızmasını durdurmak, gerekli hallerde medya manipülasyonu için veri sağlamaktır[3].

17 Haziran 1972 geceyarısı Demokrat Parti binasında yakalanan “tesisatçıların” orada ne aradıkları sorusu bir yönüyle, henüz 8 aydır gazetede çalışan ve olay günü Lewis’e eşlik etmesi için olay yerine gönderilen Bob Woodward ve 6 yıldır gazetede çalışan Carl Bernstein’ın “uzaklıkları” sayesinde aydınlandı. Bu ikilinin birlikte giriştiği detaylı soruşturmanın ilk bombası, 10 Ekim 1972 günü Post’ta patladı: “FBI Nixon’ın Demokratlara yönelik sabotaja yardım ettiğini ortaya çıkardı”

oct101972-watergate-wp
Woodward ve Bernstein’in imzasıyla çıkan 10 Ekim 1972 tarihli haberin ilk sayfası

17 Haziran 1972 tarihinden Nixon’un istifa ettiği 8 Ağustos 1974 tarihine kadar Washington Post’un bu genç muhabirleri, kurmaca evrende gösterildiği gibi yalnız başlarına Hükümet devirmiş değillerdi elbette. Onlara gazetenin geleceğini etkileyebilecek bütün risklere rağmen olayı takip etme fırsatı veren Post’un editörleri (Barry Sussman, Harry M. Rosenfeld, Ben Bradlee, Howard Simmons) ve sahibi Katharine Graham; gazetede ardarda çıkan haberler üzerine soruşturma açan Kongre üyesi Wright Patman, Senato üyesi Edward M. Kennedy, 8 Ocak 1973’te, artık adi bir hırsızlık vakası olmadığı çoktan anlaşılan Watergate davasının ödünvermez başyargıcı John Sirica, Watergate soruşturmasını yürüten özel komiteye 500 bin dolar tahsis edilmesini sağlayan Senatör Sam Ervin ve daha pek çok siyasetçi, bürokrat ve gazeteci, kendi koşullarında kirlenmiş bir iktidarı etkisizleştirmek üzere aktif rol aldılar[4]. Buradaki gazetecilik başarısı, zamanın ve günümüzün en prestijli yayın organı olan New York Times’la yarışan[5] hırslı bir ekibin olduğu ölçüde, gazetecilik kültürünün içine doğduğu siyasi doğruculukla ilişkili olsa gerek.

Watergate’i yaratan araştırmacı gazetecilik geleneği, 1960’ların siyasal kültürü içinde, yeşerdi, ilk araştırmacı gazetecilik örneği bu değildi ama, 1. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük ivmesini Watergate’le kazandı. 1991-2008 arasında Post’un yönetici editörlüğünü üstlenip gazeteye 25 Pulitzer kazandıran Leonard Downie Jr, Watergate’in 40. Yıldönümünde kaleme aldığı yazıda, bir bakıma özetliyor bu geleneği:

“Woodward ve Bernstein’in teknikleri orijinal sayılmazdı. Ama ‘All the President’s Men’’le birlikte soruşturmacı haberciliğin etosu için merkezi bir önem kazandılar. (Neydi bu etos?): Araştırdığın konunun uzmanı ol. Kapılarını çal ve kaynaklarınla kişisel olarak görüş. Gerekli hallerde kaynağın mahremiyetini koru. Haberini asla tek bir kaynağa dayandırma. Parayı takip et. Çok zor elde ettiğin ayrıntıları bir kenarda biriktir ve bu ayrıntılar anlamlı bir ilişkiler bütünü (pattern) oluşturuncaya kadar bekle”
parade_bernstein-woodward-watergate
Watergate skandalınını anlatan All the President’s Men, Parade dergisinin 18 Nisan 1976 tarihli kapağında

Notlar


[1] Örneğin, fiziken haber metnini üreten muhabir, “ben” zamirini kullanamaz, onun yerine cümleleri pasifleştirir. Haber, kaynağa bağımlı bir söylemdir. Gazetede haber kaynağının sesi duyulmalıdır, kişi olarak muhabirin değil. Çağdaş gazeteciliğin tevarüs ettiği eski gazetecilik yaşantısında böyle olmak zorunda değildi. Zira gazeteci o eski günlerde (oraya da geleceğiz) amacı saf gazetecilik olan bir profesyonel değil, politik hedefleri olan ve bunu açıkça belirtmekten çekinmeyen bir kişiydi…

[2] Bu yakından bakma olayını blog sınırları içinde düşünmenizi rica ediyorum. Hakkında binlerce sayfa analiz yapılmış, bıraktığı miras hakkında hala çalışmalar yapılan bu büyük olayla ilgili bahsi, sadece Türkiye’deki gazetecilik pratiklerine bir parça ışık tutabilmek adına açıyorum.

[3] “Tesisatçılar”ın ilk görevi, 1945-67 arasında ABD-Vietnam ilişkilerinin karanlık yüzünü gösteren Pentagon Belgeleri’ni sızdıran Daniel Elsberg’in psikiyatrik dosyasını doktorunun muayenehanesinden alarak Elsberg’i gözden düşürmekti. Bu operasyonda başarılı olamadılar ve Pentagon Belgeleri, ABD’de savaş karşıtı harekete büyük bir ivme kazandırdı. Belgeler, Vietnam ve başka ülkelerle ilgili korkunç askeri uygulamaların Nixon’la başlamadığını, Truman’dan Johnson’a kadar (J.F.Kennedy dahil) Amerikan başkanların fiiliyatta ana planı sürdürdüklerini göstermiştir.

[4] Araştırmacı gazetecilik için kullanılan daha eski bir terim olan “muckraker journalism”in tarihini anlatan bir makale için şurada yararlı bilgiler bulabilirsiniz.

[5] Post’un editörlerinden Ben Bradlee, Times karşısındaki zayıflıklarını şu sözlerle ifade ediyor: “Bizim sokak muhabirlerimiz vardı. New York Times’ın ise gün boyu Henry Kissinger’la telefon konuşması yapan Max Frankel’i (Washington büro şefi)”

Reklamlar

Watergate’in gösterdiği: Bazı nesneler, onlardan uzaklaştıkça görülür…” üzerine 4 yorum

  1. “17 Haziran 1972 geceyarısı Demokrat Parti binasında yakalanan “tesisatçıların” orada ne aradıkları sorusu bir yönüyle, henüz 8 aydır gazetede çalışan ve olay günü Lewis’e eşlik etmesi için olay yerine gönderilen Bob Woodward ve 6 yıldır gazetede çalışan Carl Bernstein’ın “uzaklıkları” sayesinde aydınlandı.” diyorsunuz. Bu ifadede bu iki gazeteciyi “uzak” kılan sadece 6-8 yıllık muhabirler olmaları. Yazının geri kalanında da onların “uzaklıkları” hakkında bir gerekçelendiirme yok. “Uzaklık” argümanını kuvvetli bulmama rağmen ne verilen örnekten ne de yazının geri kalanında bu uzaklığı tanımlanmadığını düşünüyorum. Eminim bir tanımlama yapabilirsiniz.
    Yine de ellerinize ağlık…

    1. benan bey, çok haklısınız. yazıda genel olarak habercilikte mesleki deformasyon ve sol habercilerin buna karşı yapabilecekleri üzerine eğilmek istemiştim esasen. ama ben de akademik deformasyondan kaçamamış olabilirim:)) yeni postta eleştirinizi dikkate alarak bu konuyu daha iyi anlatmaya çalışacağım. katkınız için çok teşekkürler…

  2. YAZI GÜZEL, LAKİN ŞU “by Gülseren Adaklı” ne oluyor? Türkçe versiyonunda gereksiz.

    1. hazır altyapı kullanınca böyle şeyler oluyor galiba. nereden kaynaklandığını bile bilmiyordum ama 10 dakika kadar uğraşıp kaldırdım. katkı için teşekkürler…

bir yorum yap

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s